bugün

entry'ler (441)

behzat ç replikleri

Şevket, dün geceyi hatırlamayan behzat'a sabah kahvaltısı hazırlamıştır ve behzat' ın psikiyatrisi ile ilgili konuşurken yine çenesi düşüktür;

- Oğlum, bi teşhis konsun sana lan! Bunca sene geçti, koca adam oldun. Bi teşhisin yok!

feridun düzağaç

cv'sinin gözaltı şişikleri olduğu sanatçı.

iz bırakan kitap cümleleri

“Dünyaya hükmetmeye hazırlanıyormuş! Dünya kim?.. Benden başka dünya var mı? Herkesin bir tek dünyası vardır, o da kendisi… Üst tarafıyla alakadar olmaya bile değmez… Zeki olmak, kuvvetli kafa ve bilgi sahibi olmak neye yarıyor? Bizi istediğimiz saadete götüremedikten sonra… Zekamız olmasa daha iyiydi. Otlar, hayvanlar, bulutlar ve kayalar gibi yaşamak bana daha saadet verici, daha yorgunluksuz, daha manalı geliyor…”

(bkz: içimizdeki şeytan)

l etranger

şizofren iş arkadaşımın benim olan bu kitabı benden habersiz okuyup, bana yabancı mı demek istiyorsun deyip çılgına döndüğü, bana bıçak çekmesine bile sebep olan kitap. sürekli varlığınızı sorgulayan biriyseniz eğer derin izler bırakır bu kitap.

iz bırakan kitap cümleleri

''insanlar birbirinin maddi yardımlarına ve paralarına değil, sevgilerine ve alakalarına muhtaçtırlar. Bu olmadıktan sonra aile sahibi olmak birtakım yabancılar beslemekti.''

eni vici vokke

(bkz: en iyi votka)

sözlük yazarlarının itirafları

içimdeki alkol sevgisini anlatacak kelimeleri şu hayatta bukowski bile söyleyemedi.

asansörsüz 50 katlı binanın en üst katında oturmak

telefonu unutmanın ağır bedeli vardır.

edit: aslında iyi yönleri de vardır. yok ocak mı açık, yok ütüyü fişte mi unuttum... insan hemen atıyor bu düşünceleri kafasından.

iz bırakan kitap cümleleri

...

Zaten küçüklüğümden beri saadeti israf etmekten korkar, bir kısmını ilerisi için saklamak isterdim. Bu hal gerçi birçok fırsatları kaçırmama sebep olurdu, fakat fazlasını isteyerek talihimi korkutmaktan her zaman çekinirdim.

sabahattin ali - kürk mantolu madonna

sözlük yazarlarının itirafları

az önce sahte bir mail hesabı açıyordum. işte isimleri, doğum tarihini sallıyorum filan. bi baktım hata verdi, doğum tarihini yanlış girmişim. 30 şubat bilmem ne yılı. sallaya sallaya o tarihi denk getirmişim. geçersiz doğum tarihi yanıtını görünce yalanım ortaya çıktı bir tuhaf oldum.

makine de olsa yalan söylemeyin arkadaşlar. er geç ortaya çıkıyor.

iz bırakan kitap cümleleri

“insan her zaman aynı insanları görürse, bunları yaşamının bir parçası saymaya başlar. iyi, ama bu kişiler de bu nedenle, yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır. ne var ki, hiç kimse kendisinin kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini bilmez.”

paulo coelho - simyacı

iz bırakan kitap cümleleri

çevresine bakındı. yoktu. oturma odasını da aradı. orada da yoktu. bunca lüzumsuz eşya vardı da, neden en gereken, bir sigara küllüğü yoktu. kadınlar da böyleydi. dünyada gereğinden çok kadın vardı ama yalnız bir teki yoktu...

yusuf atılgan

iz bırakan kitap cümleleri

insanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.

Sabahattin Ali

dağ evinde yaşamak

amk dağ evinde bile dört duvar arasına kapanıyoruz.

yüze boşalmak

(bkz: ekrana attırmak)

yazarların şimdi dinlediği şarkıdan bir cümle

hep böyle değilmiş adam. konuşmuş, çocukken filan.

barış ince

''ceplerine duble yol yapmışlar'' haberi nedeniyle recep tayyip erdoğan ve bilal erdoğan tarafından dava edilen barış ince, akrostişli savunmasını mahkeme heyetine sunmuş.

o savunma;
http://t24.com.tr/haber/b...akrostisli-savunma,274490

sözlük yazarlarının itirafları

biz her gün bambaşka biri oluyoruz, geçmişi unutuyoruz. hangimiz yıllar önceki tanıdığına aynı samimiyette bulunuyor veya hangimiz yıllar önceki haline aşina. bir fotoğrafta veya bir yazıda yıllar önceki halimi hatırlamaya çalışıyorum ama tüm bunlar bana artık uzak geliyor. nasıl anlatsam, o günkü duygularımı yaşamaya çalışıyorum ama olmuyor ya da o gün karşımdaki insana olan samimiyetim çok uzaklarda kalıyor. peki o günleri yaşayan bizler değil miyiz? ne oldu da bu kadar yabancıyız yaşanılanlara?

yaşanılan onca çelişkiye rağmen hala insanlar birbirlerini tanımaya, anlamaya çalışıyor. ne yaman bir çelişki! yalnızlık, çağımızın bir sorunu değil. bizi biz yapan bir olgu. sanki bir hayatta bambaşka hayatlar yaşıyor gibiyiz. şu an hayati önemler taşıyan bir olayımız bile, ileri zamanlarda hatırlamaya çalışacağımız bir anı veya yine hatırlayamadığımız yara olarak kalacak. sadece bu bile bizi bir hiç yapmaya yeter.

iz bırakan kitap cümleleri

"bir adam tanıdım, kafasız bir kadına yaşamının yirmi yılını verdi. her şeyi feda etti ona; dostlarını, emeğini, dürüstlüğünü bile... ama bir akşam, kadını hiç sevmemiş olduğunu anladı. canı sıkılıyordu, hepsi bu. insanların çoğu gibi canı sıkılıyordu."

albert camus - düşüş

sinek

incelenmesi gerek. zeki hayvanlar sınıfına mensup olabilir bu hayvan.

dün evde oturuyorum, yarısı boş olan bardağın içinde sinek gördüm. aha dedim intihar etmiş amk. elimi bardağa götürdüğüm an, içinden çıkıp kaçıverdi hayvan. bugün yine evde oturuyorum, bu sefer yarısı dolu olan sürahinin içinde yine sinek gördüm. su içiyor amk. 2 günde ev ortamına ayak uydurdu. ben daha sineklerin su içtiğinden bile emin değilken, hayvan keşif çalışması yapıyor evde. 5 litrelik su şişesine de konuyor, dönüyor etrafında filan. şimdi aççam kapağını, şişeden de içsin amk. beslerim lan ben bunu evde. çok zeki amk. açtım bacaklarımı, kanımı da içsin.